Türk cazı diye bir şey yok / Zaman Gazetesi
11.10.2014

Türk cazı diye bir şey yok

BAKİ DUYARLAR

ALİ PEKTAŞ / 11 Ekim 2014, Cumartesi
Uluslararası caz arenasında yakından takip edilen besteci, piyanist ve eğitmen Baki Duyarlar, bugünlerde çifte mutluluk yaşıyor. Yeni albümü Time of Spring’i müzikseverlerle buluşturan sanatçı, aynı zamanda Türkiye’nin ilk caz yüksek lisans programının öncülüğünü yapıyor.

Baki Duyarlar, Türkiye’nin önde gelen caz müzisyenlerinden. Yaptığı çalışmalarla sadece ülkemizde değil, dünya caz arenasında da adını sıkça duyuran besteci ve piyanist, bugünlerde çifte mutluluk yaşıyor. İlki geçtiğimiz günlerde müzikseverlerle buluşturduğu yeni albümü Time of Spring. Diğeri ise Bahçeşehir Üniversitesi’nde onun öncülüğünde açılan Caz Akademisi ve Türkiye’nin ilk caz yüksek lisans programı. Yıllar sonra akademik dünyaya dönmüş olmanın verdiği heyecanın ve Türkiye’de böyle bir işte yer almanın vermiş olduğu mutluluk adeta yüzüne yansımış Baki Duyarlar’ın. Dünya müzik arenasında henüz bir Türk cazından bahsedemesek de en azından bu adımın o amaçla atıldığını öğrenip sohbetimize başlıyoruz.

Albüme geçmeden önce iki yıl sertifika programı olarak devam eden ve gördüğü büyük ilgi sebebiyle yüksek lisans programına dönüşen Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki bölümün ayrıntılarını dinliyoruz Baki Duyarlar’dan. Kariyerine; caz alanında performans sanatçısı, eğitmen, kompozitör, aranjör, prodüktör olarak devam etmek isteyenlerin katılabileceği ‘Caz Yüksek Lisans Programı’nda ileri caz armonisi, caz kompozisyon ve aranjman, çağdaş kompozisyon, doğaçlamada yeni yaklaşımlar, bütün enstrümanlar için ileri performans dersleri, ileri vokal teknik ve repertuvar, temel kayıt teknikleri, dünya müziği dersleri yer alıyor. Baki Duyarlar’ın Hollanda’da müzik eğitimi aldıktan sonra 24 yaşından 30 yaşına kadar akademisyen olarak çalıştığını biliyoruz. Türkiye’ye döndükten sonra hayatına sadece performans sanatçısı olarak devam etmek istediği için akademik hayata veda eden sanatçıya bu teklif ilk geldiğinde biraz çekinmiş. Çünkü yeni bölümler genelde sıkıntılı olur ve oturması zaman alır. Lakin Bahçeşehir Üniversitesi her anlamda onu ikna edince ‘dostlar’dan oluşan bir eğitim kadrosu oluşturup kolları sıvamışlar. Aslında onlara bu bölümü açtıran cesaret, sertifika programına gelen yoğun ilgi. Aynı ilgi ve daha fazlası yüksek lisans programına da gelmiş. Baki Duyarlar, bölüme başvuran isimlerin hepsinin gelecek vaat ettiğini, birkaç sene sonra çok iyi isimlerin müzik dünyasına adım atacağını söylüyor: “Burada onlara sadece müzik öğretmiyoruz. Yoksa iş matematikten öteye gitmez. Müzik yapmak hayatın içinde olmakla ilgili. Onlara vizyon kazandırmaya çalışıyoruz. Nihayetinde buradaki arkadaşlarla belki birkaç yıl sonra birlikte sahneye çıkacağız. At gözlüğü takmamış müzisyenler yetiştirmeliyiz. Bunun için çalışıyoruz.”

Bölüm Amerika’daki New Scholl ile bir anlaşma yapmış. Oradaki akademisyenler gelip Türkiye’de atölye çalışmaları yapacak ayrıca öğrenci değişimleri de olacak. Konu buradan açılmışken yine Baki Duyarlar’ın öncülüğünde başlayan ve şefliğini yaptığı Gençlik Caz Orkestrası’nı soruyoruz. 14-28 yaş arası 18 genç müzisyenden oluşan orkestra, bu anlamda Türkiye’nin en büyüğü. Duyarlar, orkestranın amacını şöyle açıklıyor: Amerika ve Avrupa’da büyük caz müzisyenleri hep big band geleneğinden geliyor. Bizde böyle bir gelenek yokken neyin cazından bahsedeceğiz? Türk cazının kendi sesini bulması bile imkânsız. İlk önce belli geleneğe sahip olacaksın, sonra kendi imzanı koyacaksın. Bu klasik Batı müziği için yapılıyor ama cazla ilgili hiçbir şey olmuyor. Günümüzün müziği caz müziğidir. Çünkü enstrümanistler doğaçlamalarıyla kendi imzalarını da atabiliyor. Dünyadaki yaşam sistemi de öyle. Hayatın içinde bireysel doğaçlamalar yok mu?

Herkesin baharı ayrı

Gelelim Baki Duyarlar’ın son albümü Time of Spring’e. (Bahar Zamanı) Albüm onun deyimiyle tam bir ‘ironiler albümü’. Adı ‘Bahar Zamanı’ olan bir albümün sonbaharda gelmiş olması bile başlı başına bir ironi değil mi? Sanatçıya bu albümde Polonya asıllı İngiliz Janek Gwizdala (bas gitar), Londralı Louie Palmer (davul) ve Teksaslı Justin Vasques’in (alto saksafon) eşlik ediyor. Baki Duyarlar albümün kayıt sürecinin çok eğlenceli geçtiğini söyleyip, içeriğinin de sürprizlerle dolu olduğunu anlatıyor: “Albüm yeni denemeler içeriyor. Eski Türk müziğine atıflar var. Bunlar caz müziğinde çok rastlanan şeyler değil. Konsept olarak da yaratıcı.”

Şarkıların isimleri zaten Duyarlar’ın bahsettiği ironinin ipuçlarını veriyor. Örneğin The Wish Of Three – Legged Horse. “Üç bacaklı bir atın hayali ne olabilir? Elbette dördüncü bir bacak.” diyor ve ekliyor: “Aslında yaşadığım şehre benzeyen hikâyeler. The Beautiful Thin Line Of My Life yani hayatımdaki güzel ince hat diye balad bir şarkı var. Herkesin hayatında ince bir hat var. Ama biz onu atlıyoruz. Atladığımız şey o ince hattın kendi güzelliği. Biz hep gerisini, berisini düşünüyoruz ama bence çizginin kendisi güzel. There Is No Water In Desert’te (Çöllerde Su Yok) petrol için olup bitene ne kadar içerlendiğimi anlatıyorum.”

En büyük ironi hayatın kendisi

Albüme ismini veren bahar kelimesinde de bir ironi var elbette. Albümün adında bulunan bahar kelimesi, her türlü bahara başlama zamanı temsil eder. Bu baharın mevsimsel bir bahar olmadığını söylüyor müzisyen. Yakın geçmişte yaşanan Arap baharının özellikle de Tunus’ta yaşanan gelişmelerin onu çok etkilediğini söylüyor: “Diğer ülkelerin renkleri farklıydı ama Tunus’ta olan çok enteresandı. Ben yaşadığı zamana gözü kapalı biri değilim. Bu çağın adamıyım. Benim için bahar olan başkası için sonbahar olabilir. 18 yaşındakinin baharı ile 68 yaşındakinin baharı farklıdır. Albüm kapağında buruşuk bir kâğıt var ama bahar tazeliktir. Bu geç kalmış bir baharı vurguluyor. Geç kalsa da bahar bahardır.” Öte yandan yaşadığı çevredeki hayatın da oldukça ironik olduğunu söylüyor: “Herkes mutlu ve iyi yaşamak istiyor ama kimse kimseye iyi davranmıyor. Kimse mutlu değil. Bu ironik durum ister istemez müziğime yansıyor. Hayatın kendisi ironi değil mi zaten? İronisiz yaşamak mümkün değil.”

Unutmadan söylemek gerek, Baki Duyarlar’ın heybesinde yeni çalışmalar da var. Onlardan biri Derya Türkan ile birlikte KemenJazz’a benzer bir çalışma daha yapmak. Diğeri de yazdığı klasik müzik eserlerini bir quartetle birlikte çalmak.

Aranjeden öteye geçemedik

Caz kelimesi hâlâ insanlar arasında bir dalga geçme sözü. Ama insanlar bu müziğin gerçekte ne olduğunu bilmiyor ki. Aslında birazcık merak etse kendi kültürünün içinde olduğunu görecek. Türkülerimizin içindeki caz standartları dünyayla yarışacak konumda. Esas gol, yeni yetişecek müzisyenlerin kendi Türkülerini çok sesli olarak yapması. Kendi çoksesli türküsünü yazabilmeleri. Esas sihir burada. Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet desteğiyle türküler çoksesli olarak seslendirildi. Ancak bunda bir özgünlük yok. Biz bunlarla uğraşırken Avrupa’daki sanatçılar kendi yeni eserlerini üretti. Biz yıllardır var olan türküleri aranje etmekten öteye gidemedik. Genç müzisyenlerin bu konuda bağnaz olmamaları lazım.

Zaman Gazetesi 


SON EKLENEN 5 HABER

Baki Duyarlar